Sarayburnu Öğrenci Yurdu kapatılacak
Hayırlı kandiller..

Kültür Bakanlığı Sarayburnu Yurdundan aylık 150 bin lira kira alıyordu ve bu, yıllık giderin %60’ını oluşturuyordu. Kapatılan diğer 3 yurtla (ankara, kıbrıs ve samsundaki tsk vakfı yurtları) kıyaslandığında yıllık 300bin lira ile en az zarar eden yurt bizim yurdumuzdu. Diğerlerinin toplam kâr zarar farkları 1.9 milyon lira iken bizim rakamlarımız gayet iyi durumda.

Bunlara istinaden, Kültür turizm bakanlığına en içten saygılarımızı göndermemiz gereken bir durum zira vakıftan burayı otel gibi işletmelerini istiyorlardı sanırım. Peki şu anda n’oldu? Tüm Türkiyedeki TSK Vakfı Öğrenci Yurtları 450 liradan 570 liralık aidat sistemine geçti. Bazı şeyler ne kadar bariz. Şahsen hayatım boyunca bu kadar büyük bir komplonun, rantın ve devletin birimleri arası sürtüşmenin tam ortasına düşeceğimi tahmin etmezdim. Ama düştüm, düştük 300 kişiyle ve yakın gelecekte sayısı tavan yapacak olan askeri personel çocuklarıyla birlikte; kedilerimizi, köpeklerimizi, tavşanlarımızı, eriklerimizi, domateslerimizi, muhteşem ağaçlarımızı, metrekare başına 1 insanın düştüğü odalarımızı ve üniversitede yetiştirdiğimiz ileride gelecek yaşamımız için hayati önem taşıyan arkadaşlıklarımızı özleyeceğiz.

Ufak bir darbeyle vicdansızlıkla önemli bir ekosistem kaybetti bu ülke. Ve ben kendi adıma küstüm, şahit olduğum kadarıyla bir çok arkadaşım da hiç de hoş şeyler düşünmüyorlar artık. Ve küserken de bazı umutlarımız darbe gördü. Darbe yapmasın diye çökertilen TSK’nın enkazında biz, bu memleketin eskiden heyecanlı çocukları kaldı. Şimdilerde daha bu sene ilk senesi olan arkadaşlarımızın ev arayışlarına ve derme çatma insanlarla yapacakları ev arkadaşlıklarına şahit olmaya başlıyoruz.
Hasan, Erkan ve Taylan nasıl yapalım da üçümüz ortak bir yere çıkalım diye düşünürken şimdi bunun mümkün olmayacağını farkediyoruz. Ben İTÜ Maslak Kampüsündeyim onlar İÜ Avcılar Kampüsünde.


Hayatım boyunca babamın mesleğinin lanetinden çektiğim “bir yerde en fazla 3 sene durabilme” büyüsünü gene bozamadım, daha iyi bir kurnazlıkla yapılan, bu yetişkin yaşlarımda kendimi bilerek seçtiğim arkadaşlarımdan 2 seneden daha kısa bir sürede geçmişte 7-8 defa olduğu gibi yine ayrılmak zorunda bırakılıyorum.

Sarayburnunda yaşanan bu mağduriyetten haberi olan ve duyarlılık göstermeyen ve yalnız kalmamıza katkıda bulunan herkese içinde bulunduğumuz zamanın Türkiye’sindeki en gözde üslubuna göre “varsa hakkım, haram olsun” diyebiliyorum. Kültür Bakanlığı Sarayburnu Yurdundan aylık 150 bin lira kira alıyordu ve bu yıllık giderin %60’ını oluşturuyordu. Kapatılan diğer 3 yurtla kıyaslandığında yıllık 300bin lira ile en az zarar eden yurt bizim yurdumuzdu. Diğerlerinin toplam kar zarar farkları 1.9 milyon lira iken gayet iyi bir sayı ve Kültür turizm bakanlığına en içten saygılarımızı göndermemiz gereken bir durum. Vakıftan burayı otel gibi işletmelerini istiyorlardı sanırım. Ve son durumda da tüm Türkiyedeki TSK Vakfı Öğrenci Yurtları 450 liradan 570 liralık aidat sistemine geçti. Bazı şeyler ne kadar bariz. Şahsen hayatım boyunca bu kadar büyük bir komplonun, rantın ve devletin birimleri arası sürtüşmenin tam ortasına düşeceğimi tahmin etmezdim. Ama düştüm, düştük 300 kişiyle ve yakın gelecekte sayısı tavan yapacak olan askeri personel çocuklarıyla birlikte. Kedilerimizi, köpeklerimizi, tavşanlarımızı, eriklerimizi, domateslerimizi, muhteşem ağaçlarımızı, insanlık dışı oda şartlarımızı ve üniversitede yetiştirdiğimiz arkadaşlıklarımızı özleyeceğiz. Ufak bir darbeyle vicdansızlıkla önemli bir ekosistem kaybetti bu ülke. Ve ben kendi adıma küstüm, şahit olduğum kadarıyla bir çok arkadaşım da hiç de hoş şeyler düşünmüyorlar artık. Bağlantısı anlatmak güç olsa da bazı umutlarımız darbe gördü. Darbe yapmasın diye çökertilen TSK’nın enkazında biz, bu memleketin eskiden heyecanlı çocukları kaldı. Şimdilerde daha bu sene ilk senesi olan arkadaşlarımızın ev arayışlarına ve derme çatma insanlarla yapacakları ev arkadaşlıklarına şahit olmaya başladık. Hasan, Erkan ve Taylan nasıl üçümüz ortak bir yere çıkacağımızı düşünürken şimdi bunun mümkün olmayacağını farkediyoruz. Hayatım boyunca babamın mesleğinin lanetinden çektiğim “bir yerde en fazla 3 sene durabilme” büyüsünü gene bozamadım, daha iyi bir kurnazlıkla yapılan, bu yetişkin yaşlarımda kendimi bilerek seçtiğim arkadaşlarımdan 2 seneden daha kısa bir sürede ayrılmak zorunda bırakılıyorum. Duyarlılık göstermeyen ve yalnız kalmamıza katkıda bulunan herkese varsa son içinde bulunduğumuz zamanın Türkiye’sindeki son trendlere göre “varsa hakkım, haram olsun” diyebiliyorum. Ve bu son cümlemden sonra da emin olun çok huzurluyum. (!)  (Anneannelerimizden dedelerimizden aldığımız değerlerin bizleri sömürmek için kullanılışına da müteşekkiriz.)

2023te de aynı kafayla ve hala uzaya çıkamamış bir Türkiye’de görüşmek üzere..

Olabildiğince çok sayıda vatandaşımıza ulaşmasını istediğimiz etkinlik linkimiz
Anayasa Mahkemesine Yazdığımız Mektup

İstanbuldaki TSK Eğitim Vakfı Sarayburnu Öğrenci Yurdu’nun kapatılmasında bir usulsüzlük yapıldığını düşünüyoruz. 
Zira bize hiçbir alternatif sunmadan 26 Haziran günü “4 gün içinde yurdu terkedin” dediler. Sonra bir takım baskılar sonucu süreyi 10 Temmuz’a çekmeyi başardık. Fakat hala mağdur durumdayız.
Başlangıçta 272 öğrenci ve 15 çalışanın bir anda dışarı atılmaya çalışıldığı fax metinlerinde yurdun doluluk oranının az olmasından ve vakfın kâr edememesinden söz edilirken şimdi de internetten yapılan açıklamaya göre yurdun depreme dayanıklı olmadığı ve sit alanı içinde olduğumuzu bahane ediyorlar. Halbuki yurdumuz 2004 yılında depreme karşı dayanıklı hale getirilmiştir ve yurdumuzun yanında ve yine surların iç tarafında olan bir kaç bina yıkılıp baştan sona yapılmıştır. Burası sit alanı iken orası da sit alanı değil midir? İkisi de aynı konumda.
Bir de ilk açıklanan gerekçelerden yurdun doluluk oranının az olduğu iddiası tamamen yalandır. Yurt her sene devirdaimli olarak olarak 272 kapasitesine ulaşmaktadır.
Tüm bunlara ek olarak Türkiye üzerinde üniversite yoğunluluğun en fazla olduğu bölge üzerinde konumlanmış bir yurttur sarayburnu öğrenci yurdu.
Böyle stratejik konumdaki bir yurdun kapatılması ne kadar mantıklıdır.
Şöyle bir durum da var;
Yurdun kâr edememesinin dile getirilmesi üzerine;
Karşıdaki aynı vakfın yurtlarından Haydarpaşa Öğrenci yurdunun aylık kirası 700 lira iken

bizim yurdumuz Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yaklaşık 160 bin TL kira veriyor. Bu neden gerekli? Biz burada otel işletilmiyor, askeri personelin üniversite öğrencisi çocuklarının barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçları karşılanıyor.
Bir yandan 60 bin TL’lik fuel oil masrafını düşürüp hizmet kalitesini katlamak için alınan doğalgaza geçiş ödeneği de kullanılmıyor. Birileri işini iyi yapmıyor.
Ayrıca vakfın kâr ya da zarar etmesi neden bu kadar önemli bu kamu yararına faydalı bir durum iken?
Oradan zarar edilse bile bir yandan da Vakfın bütçesi tüm TSK personelinin maaşlarından kesilen aidatlarla oluşturuluyor.
Bunların üstüne hiç de adil olmayan bir yöntemle tüm illerdeki yurtların aidatlarını 450 TL ‘den 570TL’ye çıkarıyorlar sanki bütün yurtların giderleri aynı düzeydeymiş gibi.
Lütfen bu konuyla ilgilenin, zira kız erkek karışık kaldığımız bu yurttaki ilk seneleri olan bazı arkadaşlarımız şu anda akıllarında büyük soru işaretleriyle dolaşıyorlar.
Ben de kendi tercihimle başvurduğum yaz okulu eğitimimin aksaması nedeniyle büyük bir hayal kırıklığı içerisindeyim.
Lütfen birilerinin vicdanını uyandırmamıza yardımcı olun bu durum hem doğru bir hukuk sürecinde işlemiyor hem de insanlığa sığmıyor.
Saygılarımızla.

bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
O bahane eskidi bu bahaneyi deneyelim bir de.

bloglardan, sosyal ağlardan fotoğraflar
Sarayburnu Yurdu’ndan gelişmeler bilgilendirme. 1. gönderi

Öncenin öncesinde; 
Sit alanı engeline rağmen kamu yararına yapılacak bir inşaat için izin vardır. (Tabi bunun için vatanımızda öncelikle, kamu yararını ön planda tutma kaygısı olan kurumları olmalı)

Önce;


"Fuel-oil kullanıyor ve çok maliyeti var ve heyyoo!! doğalgaza da geçemezsiniz ki!! çünkü burası sit alanı" dediler,
İşini iyi yapan ve bize sahip çıkan insanların binbir emekleriyle ve çabalarıyla her türlü izinler ve ödenekler çıkarıldı, doğalgaza geçiş süreci gayet elverişliyken ödeneği kullandırmadılar,
Bunlarla beraber;
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın aldığı 160bin TL kiraya söylenecek söz yok zaten.
Maliyetler bu yüzden düşmedi; karşıdaki yurdun aylık bina kirası 700TL bizimkisi 160bin TL,
Diyeceksiniz ki “lan orası surların içinde tabi öyle olur”
Arkadaşlar surların içi olduğunun biz de farkındayız ama içeride bir harem yok, altın keseleriyle dönen bir hanedanlık ekonomisi yok,
Sizin gibi biz de 2buçuk liraya çift kaşarlı tost yiyoruz,
Belki de artık maalesef üstünde son Atatürk’leri olan paralarla döndürüyoruz ekonomimizi,
Ya da kılıç kalkan dersleri almıyoruz, spor salonumuz var arası sıra barfiks çekiyoruz.
Kütüphanemiz var kablosuz internetimiz var, sizdeki gibi.
Sınav dönemleri her yerde olduğu gibi harıl harıl ders çalışıyoruz bir yandan bahçemize çıkıp dinleniyoruz.
Gerçekten güzel bir yurdumuz var bahçemizde kedilerimizi besleyebiliyoruz.

Ben her gün şu bakış açısıyla iletişimde oluyorum bu yurdun içindeki arkadaşlarımla;
İleride bizim eserimiz olacak vatanımızın hayallerini yüksek beklentilerimize göre kuruyoruz..
Kendileriyle sonsuz gurur duyduğumuz Baba mesleğimiz dolayısıyla bugüne kadar hep aynı hayat yaşamını paylaşmış, şimdi her üniversiteden belli bir çıtanın üstünde arkadaşlarımızla birlikte yeni fikirler üretiyoruz. Her şeyden önce paylaşıyoruz ve gerisi geliyor.
Sanmayın ki sadece kazandığımız bölümler kadarız..
İsimlerini sayamadığım tüm bölümlerden bir sürü arkadaşım burada müzik, resim ve spor aktivitesini dilediği gibi yerine getirebiliyor..
Bu yurtta yemek çıkıyor, çamaşırhanesi var, basket sahası var, hobi odası var;
Neden böyle imkanları olan bir yurtta insanlar çok yönlü olmasınlar, üniversite sadece bölümlerden ibaret değildir ki, toplumun içinden sıyrılıp (özellikle bizim gibi tembel bir toplumdan sıyrılmak bu noktada çok önemli) daha yaratıcı, özgün ve özgür fikirlerin üretildiği, hayatın daha iyi tanınmaya başladığı bir yer haline gelmemiş midir böyle bir misyon edinmemiş midir içinde bulunduğumuz çağda?

Eğer birileri kıskanıyorsa imkanlarımızı, varsa hakkımız haram olsun!
Türkiye denen ülkede üniversite öğrencilerine sağladığı imkanlarının hakkaten bir insanın hakettiği seviyede olduğu en azından bir kaç vakıf yurdu var diye gurur duyacaklarına bize güvenip bizden büyük beklentiler içerisine gireceklerine, bize haset edenlerden iğreniyoruz. Biz de isterdik;
Emin olun en içten dileklerimle isterdim ki “öğrenci” denen sosyal statü ülkemde hakkı verilecek şekilde iyi koşullarda hizmet alabilsin. Çünkü verimli bir üniversite öğrencisi olmanın ilk koşuludur dersler dışında kalan; beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının sorunsuzca karşılanması.

Ayrıca bu durum bir ajitasyon gibi görünmeye başlamadan son vermek istiyoruz üzüntümüzü ifade edişimize “babalarımızı aldılar (meslekleri hep birinci plandaydı çünkü ülke güvenliği aileden daha önemlidir, bizim bu konuda bir rahatsızlığımız yok, onlar bizim canımız..), bize bu imkanlarla oyaladılar; şimdiyse babalarımızı içeri attılar ve bizi de sokağa atıyorlar”
Babalarımızın doğuda zorlu bir göreve gidişine bakakalırken aklımızdan geçen şey “yarın acaba hangi mekanda içsek, samsung sII mi, iphone 4s mi alsak” gibi sorular değildi. “Umarım üstlendikleri sorumluluk uğrunda harcadıkları çabaya değer ve zamanı geldiğinde bizler asker çocukları olarak ömrümüz boyunca bütün bu şahit olduklarımızın ağırlığıyla aynı sorumluluğu yine Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı hissederiz.” idi.

Maliyetler konusundan devam etmek gerekirse;

Kaldı ki maliyetlerin düşmemesinin bahane olacak bir tarafı yok,
200 bin personelin maaşlarından kesilen aidatlarla her ay başında bir ton ferrari alınabilir,
TSK Eğitim Vakfı nasıl olur da yurdun kendi kendine kâr etmemesinden şikayet eder?
Şimdi öğrencilere yansıtılan aidatlar 570 TL 
Bu mu çözüm?
Bizi yurdu kapatın sonra diğer tüm TSK vakfı yurtlarını özel yurtlarda bile olmayan fiyatlara 570 TL ‘ye çekin. 
Bir üniversite öğrencisi bu parayla 4 kişi rezidans’a çıkabilir.
Yurtları 570 liraya çekerseniz kimse gitmez ki;
Ha yoksa istediğiniz bu mu?

Depreme karşı dayanıksız;

2004te yapılan depreme karşı güçlendirilmiş olan binaya,
Güncel bir incelemede bulunmadan “depreme dayanıksız ve güçlendirme yapamazsınız ki çünkü burası sit alanı, heeeyyooo!! yurdu boşaltın çabuk!” demeleri nasıl bir iştir? 

Bu yurt kapatılarsa olacaklar;

5 ay sonra gelin yerini ve görün olacakları..

Ne kadar ertelemeci ve tembel bir neslin evlatlarıyız. Çözüm üretmeye kafa yormaya bile üşenen, “kapatın gitsin” diyen bir bir babanın evladıyız.
Herkese tanıdık gelecek bir replik vardır
“-ya baba şunu yapalım mı? - Bakarızzz..” 
Bizim mağduriyetimizin ne olduğunu hissetmeye bile üşendiklerine eminim.

Burdan genel olarak bakınca benim şahsi fikrime göre; bakanlıklarımız da çok ilginç birimler olmuşlar.
Türkiye’deki üniversite yoğunluğunun en fazla olduğu noktadaki bu yurdun konumu çok stratejik. Şu anki 272, gelecekteki binlerce yurt öğrencisi mağdur olmasın diye, -eğer hala güçsüz olduğu iddia ediliyorsa, tekrar denetlenip gerekli güçlendirme çalışmalarının başlaması için- sit alanı konusunda bir izin çıkması sağlanamaz mı? Yapmayın Allah aşkına. Birileri eminim bunun ne kadar haklı bir mağduriyete karşı koyma çabası olduğunun farkındadır.
Neler neler oluyor neler neler değişiyor..

Biz ne durumdayız?

çok yorgunuz ama müthiş bir motivasyonumuz var, bu yüzden herkes birbiriyle gurur duyuyor. biz de tabi ki aptal değiliz, tembellikten ibaret olmayabileceği ihtimalini de göz ardı etmiyoruz. Bu iş bu şekilde karambole gitse bile peşini bırakmayacağız. sadece konunun aslını çözene kadar gerekirse yıllarca doğruya ulaşmak için çaba harcamayı bu topraklar için bir borç biliriz..

basın ve bloglardan